YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan sürpriz çıkışlarına bir yenisini daha ekleyerek, "İki yıl sonra üniversiteye giremeyen lise mezunu kalmayacak" dedi.
Benim de icra kurulu üyesi olduğum TÖ- DER (Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği) yönetim kurulu üyeleriyle yaptığı toplantıda, dershanecilere de şu mesajı gönderdi: "Artık eskisi gibi öğrenci bulamayabilirsiniz."
Bu nasıl olacak?
Elbette yeni üniversiteler ve meslek yüksek okulları açılarak ve mevcutların kontenjanlarını artırarak. Bu noktada uzaktan eğitimin geliştirilmesi de çok önemlidir.
Prof. Dr. Özcan, önceki YÖK Başkanlarından çok farklı bir görüntü sergiliyor. Ne olursa olsun statükoyu koruma gibi bir derdi yok. 'Yok, olmazcı' da değil. Bir şeyler yapmak istiyor. Yeni fikirler ortaya atıyor.
Örneğin, üniversitelerin paralı olması fikri aslında çok önemlidir. Pek çok problemi çözecektir. Ama tepki alacağı için siyasetçilerin ve bürokratların ortaya atması çok risklidir. Ama O, risk alan biri. Bazen düşünceleri sözlerinin önüne geçebiliyor. Bu hızı ve cesareti bir şans olabilir.
Çünkü, taşın altına elini sokmayanlardan dolayı YÖK'ün sorunları yeteri kadar birikti zaten.
Geçtiğimiz yıl üniversite kontenjanları yüzde 20 artırıldı. 525 bin yeni öğrenci alındı. Bu önemli bir hamledir. Yeterince planlanmadan şişirme yapıldı diye eleştirildi. Ama son 12 yıldır birikim vardı. Öğrencilere okuma hakkı sağlanamıyordu. Büyük ölçüde buna cevap verildi.
Şimdi öğrenci sayısı 40 binin üzerinde olan İstanbul Üniversitesi, Marmara, Gazi, Uludağ ve Selçuk Üniversiteleri'nin bölünüp yeni üniversiteler kurulması gündemde. Amaç yeni yapılanmayla verimi artırmak. Ek kontenjanlar da sağlanabilir.
Bu işe YÖK karışmasın, üniversiteler kendi içerisinde halletsin diye eleştirenler var. Belki doğru olan bu, ama madem kendi içlerinde çözebiliyorlardı da, bugüne kadar niçin yapamadılar, diye sormamak da elde değil.
Prof. Dr. Özcan, iki yıl sonra üniversitelerin kontenjanını 725 bine çıkarmayı hedefliyor. Bu yıllık lise mezunu sayısını karşılıyor. Beklemeli öğrencilerin istihdamına yönelik ise, uzaktan eğitim cazip hale getirilecek.
Elbette, henüz 500 bin kontenjan olanağı varken, yılda 1.5 milyon öğrenci talebinin karşılanması çok zor.
Ama 1 milyonu aşkın öğrenciyi sokaktan kurtarmak için, YÖK'te her zamankinden çok iyi niyet ve cesaret görüyorum.
Her öğrenciye üniversitede okuma hakkı tanınınca, dershanelerin işi biter mi?
Asla. Çünkü her öğrenciye istediği fakültede okuma hakkı sağlanamayacaktır. Daha iyi bir üniversiteye girebilme yarışı olacaktır. Yarışın ve sınavın olduğu her yerde dershanelere ihtiyaç duyulur. Liseye girişlerde olduğu gibi.
İlköğretim mezunlarının açıkta kalma durumları yok ama her yıl 1 milyon öğrenci Anadolu ve fen lisesi sınavına giriyor. Dershanelerde hazırlanarak.
Elbette eğitimde kalite ve verimlilik önemli. Yeterli alt yapı sağlanmadan kontenjan artırmak doğru değil. Ama okuma hakkının verilememesi hiç doğru değil. Yetersiz eğitimden bile mahrum bırakmak
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, yeni sınav sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, yeni sınav sistemiyle farklı programlara göre farklı puanlama oluşturacaklarını belirterek, ”Böylece seçme ve yerleştirmenin daha etkin ve daha verimli olmasını sağlayacağız” dedi.Okan Üniversitesinin Akfırat Kampüsü’nde okul ve dershane yetkilileri ile ”Değişen ÖSS Sistemi ve ÖSS 2010” adlı konferansta bir araya gelen Yarımağan, toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
2010 yılında uygulanacak yeni üniversite giriş sınav sistemi ile ilgili bilgi veren Prof. Yarımağan, sistemin detayları belli olmamakla birlikte ana çerçevesinin belli olduğunu bildirdi.
Yarımağan, giriş sınavının Nisan ayının başlarında Yüksek Öğrenime Geçiş Sınavı (YGS) ve Haziran ayı sonunda Lisansa Yerleştirme Sınavı (LYS) adlarıyla iki aşamalı şekilde gerçekleşeceğini, ilk aşamada sözel, sayısal, eşit ağırlıklı puan türlerinde mevcut hesaplamadaki gibi 165 gibi bir baraj puanının üzerinde başarı elde edenlerin ikinci aşamaya girebileceklerini söyledi.
Birinci aşamadaki sınavda alınan dereceyle Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) programları, meslek yüksek okulları ile bazı lisans programlarına girilebileceğini kaydeden Yarımağan, meslek yüksek okullarına sınavsız giriş için çalışmaların devam ettiğini de hatırlattı.
Yarımağan, ders düzeyinde başarıyı ölçecek ikinci aşamada girmek istedikleri programla ilgili sınavlara katılacak öğrencilere ”Matematik/Geometri”, ”Fen Bilimleri”, ”Türk Edebiyatı Dil Anlatım/Coğrafya”, ”Sosyal Bilimler” ve ”Yabancı Dil” testlerini içeren 5 sınav sunulacağını ifade etti.
Örneğin mühendislik isteyen bir adayın bu sınavlardan sadece ”Matematik/Geometri” ile ”Fen Bilimleri” testlerinden oluşan 2 sınava gireceğini anlatan Yarımağan, adayın birden çok bölüme girmek istemesi halinde ilgili diğer sınavları da alabileceğini belirtti.
İkinci aşamada, Türkçe Sosyal (TS), Türkçe Matematik (TM) ve Matematik Fen (MF) gibi 3 alanın her birinde birden fazla puan türü hesaplanacağını, örneğin Tıp Fakültesine girmek isteyen öğrencinin hesaplanan bir MF puanında Fizik ve Matematik yerine Biyoloji ve Kimya’nın ağırlıklı olacağını kaydeden Yarımağan, ”Farklı programlara göre puanlama oluşturacağız. Böylece seçme ve yerleştirmenin daha etkin ve daha verimli olmasını sağlayacağız” diye konuştu.
Ünal Yarımağan, MF, TM ve TS olarak belirlenen 3 grubun her birinde 15-20 adet puan türünün, yabancı dil grubunda da girilecek programın ağırlığına göre birkaç puan türünün hesaplanabileceğini bildirdi.
İleride üniversitedeki her programın kendi puan türünün de olabileceğini belirten Yarımağan, ”6 bin programın 6 bin puan türü olabilir. Her program, kendi öğrenci profilini seçebilir” dedi. Bu sistemin ileride yapılması düşünülen açık uçlu, kısa cevaplı sorulardan oluşan sınav sisteminin de alt yapısını oluşturacağını belirten Yarımağan, ”öğrencilerin sentez yapabilme ve ifade yeteneği ölçülemediği” gibi, eleştirileri gelecekte düşünülen sistemle aşacaklarını söyledi.
Yarımağan, öğrencinin ilgisinin sadece üniversite sınavında çıkan konulara odaklanmasının da başka bir eleştiri konusu olduğuna işaret ederek, ”Bazı okullarda üniversite sınavında olmayan konuların işlenmediğine dair duyumlar alıyorduk. Biz şimdi bu sistemle bunu önledik. Biz elimizden geleni yaptık. Lise 12. sınıfta okutulan zorunlu derslerin tümünden son üniteye kadar sormaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Prof. Dr. Yarımağan, bu derslerin işlenmesinin ÖSYM’nin değil, MEB ve öğretmenlerin elinde olduğunu belirtti.
Yarımağan, öğrencinin kendi alanı dışında başka bir sınava girip tercih yapıp yapamayacağı ile ilgili bir kısıtlamanın getirilmediğini söyledi.
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yarımağan, ”Ortaöğretim başarı puanı 2. sınavı etkileyecek mi? Bunun etkisi azaltılacak mı?” sorusu üzerine, yasaya göre ortaöğrenim başarısının üniversiteye girişte kullanılmasının zorunlu olduğunu hatırlatarak, ancak bu konuda henüz alınmış bir kararın olmadığını dile getirdi.
-ALAN-ALAN DIŞI KATSAYI MAKASI-
Alan-alan dışı katsayılarıyla ilgili bir soru üzerine, bununla ilgili kişisel görüşünün alan ve alan dışı katsayılarının devam etmesi ancak aradaki farkın azaltılması yönünde olduğu ifade eden Yarımağan, katsayı farkından dolayı Fen bölümü mezunu bir öğrencinin hukuk fakültesine girmesi için 45 soru daha çözmesi gerektiği örneğini verdi. Yarımağan, ”Bunun yumuşatılması lazım. Mesela alan ve alan dışı katsayılarında 0.8-0.3 farkı yerine, biri 0.8, diğeri 0.6 olabilir’ diye konuştu.
Kesin kararın Yükseköğretim Genel Kurulunda alınacağını dile getiren Yarımağan, şöyle konuştu:
”Öğrenci ve velilerin tedirgin olmasını etkileyecek bir durum yok, mevcut sistemin ayrı sınavlara dönüştürülmüş hali. Benzer sorular sorulacak. Değişen nedir? Daha çok soru soracağız ama ayrı günlerde soracağız. Daha sağlıklı bir yerleştirme olacak. Adaylar bilgi ve yetenekleriyle daha uyumlu programlara girebilecekler.”
-ORTAÖĞRETİM BAŞARI PUANININ ETKİSİ-
Yarımağan, doğru alan seçiminin yine önemini koruyacağını belirterek, ortaöğretimde iyi öğrencilerin fen bölümlerine, onu başaramayanların Türkçe-matematik bölümüne ve ikisini de başaramayanların Türkçe-Sosyal alanlarına kaydırılmasını da eleştirdi.
Ortaöğretim başarı puanının kaldırılması ile ilgili bir soruya karşılık Yarımağan, ortaöğretim başarı puanının eski yönteme göre daha sağlıklı hale geldiğini, çünkü Türkiye’de not verme sisteminin standart olmadığını belirtti.
Prof. Dr. Yarımağan, öğrencilerin ortaöğrenimde sınıflandırılarak, fen lisesi, Anadolu lisesi ve genel liselere bölündüğünü, fen lisesinin en başarısız öğrencisinin bile lise son sınıfa geçiş yaptığı genel lisede başarılı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bugünkü sistemde hangi okulda olursa olsun herkese eşit şartlar veriyoruz. Ortaöğretim başarı puanının etkisini azaltırsanız Anadolu illerinde üniversiteye girenlerin sayısında çok azalma olur. Ortaöğretim başarı puanı kullanılmaya devam edecek. Etkisi şu anda yüzde 21, bence bu en fazla yüzde 18 olabilir ama yüzde 5′lere, 10′lara indirirseniz sosyoekonomik durumu düşük illerimizden üniversiteye girenlerin sayısı zaten az, daha da azalır.”
Prof. Dr. Yarımağan, konuşmasında meslek yüksek okullarında alınacak eğitimin ve ara eleman yetiştirilmesinin de önemini vurguladı.
Mesleki eğitiminin cazip hale getirilmesinin ek puan uygulamalarıyla olamayacağını kaydeden Yarımağan, bunun bir arz talep meselesi olduğunu, öğrencinin iş bulması halinde bu eğitimi tercih edebileceğini ifade etti.
Yarımağan, Türkiye’nin yurt dışıyla kıyaslanmaması gerektiğini belirterek, sorulan en basit problemin lise mezunu öğrencilerden sadece yüzde 50’si tarafından cevaplandığını anlattı.
Prof. Dr. Yarımağan, ”Türkiye’nin eğitim konusunda çok ciddi sorunları var. Biz bu eğitim sorununu çözmeden her şeyi üniversite giriş sınavıyla çözeceğimizi düşünüyorsak aldanıyoruz” dedi.
Üniversite mezunlarının işsiz kalmasının eleştirildiğine değinen Yarımağan, ”Yine de ben herkese lisans öğrenimi fırsatı verilmesinden yanayım” diye konuştu.
Prof. Dr. Yarımağan, lisede olgunluk sınavının yapılması ile ilgili de bu sınavın bütün okullarda aynı şekilde yapılması yerine, okullara ve derslere göre oluşturulması halinde işe yarayacağını vurguladı.
-”NİSAN AYINDA 67 YAŞIMA GİRECEĞİM DOĞRU”-
Prof. Dr. Ünal Yarımağan, emekli olmasıyla birlikte soru hazırlayanların da kurumdan ayrılacağına ilişkin söylentiler bulunduğunun belirtilmesi üzerine, ”Nisan ayında 67 yaşımı tamamlayacağım doğru. 37. maddeye göre göreve yönlendirildim. Ne olacağını ben de bilmiyorum. Hiçbir şey olmayacak gibi çalışıyorum ama ben ayrıldığımda soru hazırlayanların da ayrılacağı doğru değil” dedi.
2009 yılı üniversite sınavında bir değişiklik olup olmadığı ile ilgili bir soru üzerine Prof. Dr. Yarımağan, fizik sorularının 13′ten 10′a inmesi gibi küçük değişiklikler haricinde bir değişikliğin olmadığını, kontenjanların ise artırılmayacağını bildirdi.
Yeni üniversite sınavının adıyla ilgili Yarımağan, ”ÖSS ismi çok kullanıldı. ÖSS üzerinden çok şarkılar türküler, bize hakaret içeren bazı skeçler de hazırlandı” diye konuştu.
Yarımağan, yeni sistem için kullanılan Yüksek Öğrenime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisansa Yerleştirme Sınavı (LYS) isimlerinin ileride de kullanılabileceğini söyledi.
.
Sınav günü kahvaltınızı kaliteli bir şekilde yapıp sadece o güne mahsusen yaşanabilecek trafik tıkanıklıklarını da hesaba katarak erkence yola çıkınız. Sınav salonunuzu herhangi bir kazaya uğramadan bulmuş iseniz önce sakin bir şekilde yerinize oturunuz. Sınav görevlisinin tipi ve yaptığı hareketler ile meşgul olmayı bırakıp masanızın üzerine koyduğu cevap kâğıdının gerçekten size ait olup olmadığını kontrol ediniz. İmza vb. gereken bir şey varsa (olur ki yeni bir durum vardır) hemen gereken yerleri doldurunuz. Kitapçık türünü doğru bir şekilde kodladığınızdan emin olun.
Yanınızda getirdiğiniz “sınav kit”inizi sıranızın üstüne ve varsa altına koyabilirsiniz. “Sınav kiti” ne ola ki diye soranlarınız olabilir. Sınav sırasında ihtiyaç duyulduğu anlarda size her türlü psikolojik, fiziksel ve lojistik desteği sağlayacak olan birtakım alet–edevatın tümüne birden abinizce verilen isimdir. Kit içinde sınavın ciddiyetine ve adayın gayri ciddiyetine bağlı olarak çok değişik sayıda eşya bulunabilir. En çok kullanılanları; peçete, selpak, şeker, kolonya, su, çikolatadır. Ama “hararet bastı” deyip çikolataları saymadan mideye indirip üstüne suyu da içerseniz belli bir süre sonra olacaklardan dolayı sorumluluk kabul etmiyorum.
Normal olarak istediğiniz bölümden ve sorudan başlayabilirsiniz. Ancak hangi bölüm sizi daha çok ilgilendiriyorsa o bölümden başlamak daha uygundur. Olabilecek en kötü ihtimalden dolayı sınavı bir şekilde yarım bırakmanız halinde o ana kadar yaptığınız netler size en yüksek getiriyi sağlayacak netler olmalıdır. Olmaz olmaz dememeli ve her ihtimali hesap etmeliyiz. Sınav sırasında takıldığınız sorularda fazla uğraşmamak, cevap formunu işaretlerken kaydırmaya dikkat etmek, saatinize belli aralıklarla bakmak, uzun sorularda önce soru cümlesini okuyup sonra metnin tamamını okumak artık hepinizin bildiği sınav tavsiyelerinden bazılarıdır. Sınav için verilen süreyi son dakikasına kadar kullanın. Canınız sıkılınca hemen sınavı terk etmeyi düşünmeyin. Belki de bir daha asla girmeyeceğiniz bu sınavı iyi değerlendirin. Cevaplamayı yaparken cevap kâğıdınızın doğru yerlerini kodlayıp kodlamadığınızı da (sözel–sayısal gibi) sınavın başında dikkatlice kontrol ediniz.
Soruyu okuduğunuzda genel olarak ilk akla gelen cevap doğru cevaptır. Ama bazen de beş tane cevap şıkkı içerisinden iki tanesi dışında kalanların kesin yanlış olduğunu anlamışsınızdır. Ancak o iki şıktan hangisinin doğru cevap olduğunu bilemiyorsanız en azından tahminde bulunabilir veya daha kestirmeden bir ifade ile “atabilirsiniz”. İki şıkka indirdiğiniz bir soruda şıklardan birini seçmek soruyu boş geçmekten daha doğru bir hareket olur.
Sınavınızın kötü geçmesi düşünülemez. Ama buna rağmen, sınav sonrasında fazla sevinçli olamayacaksınız. Çünkü aklınıza; hep yaptığınız onca soru değil de yapamadıklarınız veya yanlışlarınız takılacak ve kendi kendinize “ben bu soruyu nasıl kaçırdım?” diyerek hayıflanacaksınız. Bu, son derece olağan ve sık rastlanan bir durumdur. Endişe etmeye gerek yoktur.
Hepinize sınavda başarılar dilerim.
.BUGÜN - YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS ile ilgili olarak bu yıl “zaman darlığından” dolayı büyük bir değişiklik yapılmayacağını belirtti. ÖSS sorularının bu yıl mezun olanlara göre düzenleneceğini söyleyen Özcan, "Eski mezunlar okumadığı derslerden sorularla karşılaşabilir" dedi.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan da 2009-ÖSS'de yöneltilecek soruların yenilenen lise müfredatı göz önünde bulundurularak hazırlanacağı belirterek, “Biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir” diye konuştu.
YÖK Başkanı Özcan ve ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009-ÖSS'ye ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
2009-ÖSS'de adayları ne gibi değişikliklerin beklediği sorusuna Özcan, “ÖSS ile ilgili bu sene maalesef vakit darlığından dolayı çok ciddi, büyük bir değişiklik yapamayacağız ama ufak değişiklikler yapabiliriz” yanıtını verdi.
Bu değişikliklerin neler olacağı sorusu üzerine Özcan, “Onu şimdi söylemek istemiyorum. Bu değişiklikler için bir komisyon çalışıyor. Komisyonun çalışmaları, hazırlıkları henüz tamamlanmadı” dedi.
“Bu değişikliklerden biri katsayı mı?” sorusu üzerine Özcan, şöyle konuştu:
“Öyle değil. Bütün alternatifleri önümüze getirecekler. Biz onlardan çok geniş kapsamlı bir çalışma istedik. Sadece alan, ağırlıklar değil, başka türden yapılabilecek iyileştirmeler varsa onları da Genel Kurul'un dikkatine sunmalarını istiyoruz. Genel Kurul'un da onlardan en iyisini seçmesini bekliyoruz. Henüz sunmadılar. Ama sonuna doğru geldiler.”
Yapılacak değişikliklerin adaylara ne zaman duyurulacağı yönündeki soruya Özcan, “Çok önemli şeyler değişmeyeceği için son dakikaya kadar bekleyebilirsiniz. Bu sene ÖSS'de ciddi bir şeyler beklememek lazım, zamanın azalması yüzünden. Ama ciddi değişiklikler yapacaksanız onu 1 yıl önceden duyurmak lazım. Köklü değişiklikler olursa ancak 2010 yılında olur. 2009'da ufak tefek değişiklikler olabilir” karşılığını verdi.
Milli Eğitim Bakanlığının lise müfredatını değiştirdiğine işaret eden Özcan, ÖSS'de soruların yeni müfredat doğrultusunda hazırlanacağını kaydetti.
ÖSS'de yapılacak değişikliklerle ilgili çalışan komisyonda Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin de bulunduğunu belirten Özcan, komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile de görüşeceğini ifade etti.
2009-ÖSS 14 HAZİRAN'DA
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, 2009-ÖSS'nin 14 Haziranda yapılmasının planlandığını, başvuruların da Şubat ayının ortalarında başlayacağını kaydetti.
Lise müfredatındaki değişikliklerin 2009-ÖSS'de sorulara nasıl yansıyacağının sorulması üzerine Yarımağan, sınavda testlerin kapsamına ilişkin daha önce açıklama yaptıklarını anımsattı.
Yarımağan, şöyle konuştu:
“Bizim ÖSYM olarak ana ilkemiz şu: Biz bu yıl soruları hazırlarken, bu yıl mezun olanları öncelikle dikkate alıyoruz. Bu adayların okudukları derslerle
ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığından aldık. Bütün kitapları, programları aldık. Soruları buna göre hazırlıyoruz. Ama ufak tefek şeyler dışında çok köklü değişikler yok.
Özetle, biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların bu yıl, geçen yıl, 2 yıl önce, son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Yani hep son sınıflara göre hazırlanır. Müfredatta değişiklik olursa örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir. Çünkü bu sene son sınıfta olanlar okumuşlardır onu. Yani ders düzeyinde olmasa bile konu düzeyinde değişiklikler olabilir.”
“ESKİ ADAYLAR BİRAZ DEZAVANTAJLI”
“Bu durumda eski adaylar dezavantajlı durumdalar mı?” sorusuna Yarımağan, “Biraz dezavantajlı olabilirler” dedi.
Psikoloji sorularına ilişkin eleştirilerde bulunulduğunu söyleyen Yarımağan, bu soruların “Sosyal-2” testine dahil edildiğini anımsattı. Yarımağan, şunları kaydetti:
“Psikoloji ile ilgili sorun üniversitelerden kaynaklanıyor. Psikoloji bir sosyal bilimdir. Dolayısıyla sosyal bilimlerden gelen öğrencileri almaları lazım. Üniversiteler diyorlar ki (Türkçe-Matematik'ten gelen öğrenciler daha iyi öğrenci, onları alalım). Bu nedenle puan türünü eşit ağırlıklı yaptılar. Ama bu puan türü (Türkçe-Matematik) alanının puan türü olduğu için bu alandaki öğrenciler psikoloji okumadan geliyorlar. Hep eleştiriyorlar (Psikoloji bölümüne gelecek öğrencilere psikoloji sorusu sorulmuyor) diye. Sorulmuyor çünkü bu bölüme eşit ağırlıklı puanla almak istiyorlar, bu puan türü de Türkçe-Matematikçilerin puanı.”
Yarımağan, “Analitik Geometri”nin fen bilimleri alanında zorunlu ders haline getirildiğini, bu nedenle 2009-ÖSS'de bu dersten “Sayısal-2” alanında sorular yöneltileceğini söyledi.
Sınava hazırlık sürecinde düzensiz mi çalıştınız, eksikleriniz mi var? ya da sınavla ilgili hiç çalışma yapmadınız, şimdi nasıl çalışmalısınız? İşte cevaplar..
Türkiye de yaklaşık bir buçuk milyon genç; her sabah uyandığında aynı şeyleri düşünerek güne başlıyor. “Acaba sınavı kazanabilecek miyim? İstediğim üniversiteye girebilecek miyim? Seçeceğim meslek gelecekte iş bulmama yardımcı olacak mı?”
İşte bu sorular sınav yaklaştıkça tüm üniversite adaylarının ortak kaygıları haline geliyor. Aslında bu kaygılarla başa çıkma yolunda en önemli yardımcımız kendimize duyduğumuz güvendir. Şüphesiz konu sınav olduğunda, bizim için özgüven kapısını aralayacak esas unsur; öğrencilerin programlı ve bilinçli bir hazırlık süreci geçirdiğimize dair olan inancıdır.
Örneğin öğrenci, düzenli ders çalışmanın doğru bir davranış olduğunu bilir ancak iş uygulamaya geldiğinde çeşitli bahanelerle bunu erteleyebilir. Kimi öğrenciler için yabancı olmayan bu durum aslında öğrencinin kendi başarısına dair inançsızlığını göstermektedir. Çünkü günlük yaşamda tüm davranışlarımızın yöneticisi; doğru bildiklerimizden ziyade o doğrulara olan inancımızdır. Yani üniversiteye giden yol önce kendimize inanmaktan geçiyor.
Peki, sınava iki buçuk ay kala bir öğrencinin ‘Tamam ben kendime güveniyor ve inanıyorum. demesi tek başına başarılı olmaya yeter mi? Hemen her gün öğrencilerin bizlerle paylaştığı düşüncelerine bir bakalım: “Birikmiş onlarca konum var; bu kadar kısa zamanda nasıl hepsini çalışabilirim? 1,5 milyon kişiden ancak %10 u yerleşiyor, ben zaten kazanamam. Bu saatten sonra çalışsam da yetiştiremem.” Aslında bu öğrencilerin hemen hepsinin ortak özelliği ‘ders çalışmayı ertelemeleri . Aslında doğru bir planlama ve etkin ders çalışma yöntemleriyle ibreyi tersine çevirmeniz mümkün. Zira zamanın uzunluğu ve ya kısalığı onu nasıl kullandığımızla alakalıdır. Siz zaman yönetimine hakim bir öğrenciyseniz, kalan 2,5 ay pek çok eksiğinizi tamamlamaya yetecektir. Şimdi bir üniversite adayı olarak gerçekçi bir gözle kendinizi değerlendirin. Eksiklerinizi ne kadar hızlı tamamlamaya başlarsanız, unutmayın ki, ÖSS de alacağınız puan o kadar yüksek olacaktır. Kişisel muhasebenizi yaparken, vardığınız sonuç ne olursa olsun, yeniden başlamak için hiçbir tarih geç değildir.
Sınava düzenli çalıştıysanız; Nisan ayında derslerdeki genel konu tekrarlarını tamamlayın. Mayıs ayında düzenli olarak kendinize ÖSS deneme sınavı uygulayın ve bu deneme sınavlarının sonuçlarına göre konu tekrarı yaparak soru çözmeye devam edin.
Hazırlık sürecinde düzensiz çalıştıysanız ve halen eksikleriniz varsa; Kendinize birkaç tane deneme sınavı uygulayın ve hangi konularda eksiğiniz var bunları tespit edin. Eksik olan konulara ağırlık vererek tüm konuları tekrar edin. Şunu bilmelisiniz, kesin unutma diye bir şey yoktur daha önce düzensiz olarak yaptığınız her çalışmada bir şeyler öğrenmişsinizdir. Önemli olan bunları tekrar bellekten çıkarıp kullanılır hale getirmektir. Bunu yapmak için iki buçuk ay süreniz var. Mayıs tan itibaren düzenli deneme sınavı çözün.
Sınavla ilgili hiç çalışma yapmamışsanız; Sınava hazırlık sürecinin ancak 4/3 ünü kullanabilen ÖSS adayları içerisinde kendinize tercih yapabilecek bir puan elde etmek için fırsat! Sınavın 4/1 lik bölümü olan 2,5 ay sizi bekliyor. Öncelikle ÖSS ve YDS de çıkan soruların konulara göre dağılımına bakarak kendinize bir çalışma planı oluşturun. Sınava iki buçuk ay var ve aradaki açıklar bu sürede kapatılabilir. Bunun için öncelikle kendinize güvenip hemen çalışmaya başlayın, bu süreç içinde yaptığınız deneme sınavlarında başarısızlıklarla karşılaşacaksınız önemli olan adı üstünde deneme sınavı olan sınavlardan dersler çıkararak eksiklerinizi kapatarak yolunuza devam etmenizdir.
ÖSS ye aylar kala hepimizin heyecanı gün be gün mutlaka artacaktır. Ancak şunu unutmayalım ki, heyecanı paniğe çevirmemek bizim elimizde. Sınav öncesi hedeflediğiniz puana ne kadar çok yaklaşırsanız kendinizi o kadar güvende hissedeceksiniz. Unutmayın ki, panik sadece kendimizi emniyette hissetmediğiniz anlarda ortaya çıkan bir duygu durumudur. Paniğe meydan vermemek için rehber öğretmeninizle birlikte kontrollü bir ders çalışma programı hazırlamalı ve disiplinli bir biçimde bu programa uymalısınız. Önümüzdeki 2,5 ayı gerçekten verimli değerlendirebilirsek, ne kadar birikmiş konumuz olsa da, eksiklerimizi kapatmak bizim çalışma biçimimize ve tempomuza bağlı olacaktır.
ÖSS ye sayılı günler kala kendinizi daha yorgun, daha bitkin ve daha gergin hissedebilirsiniz. Ancak unutmayın ki, bu dönemde yalnız değilsiniz. Sizinle aynı duyguları paylaşan yaklaşık 1,5 milyon üniversite adayı var. Ayların belki de yılların biriktirdiği bu yorgunluğa kesinlikle teslim olmadan, kendinizi yeniden ders çalışmaya motive etmelisiniz. Zira pek çok genç tam da bu tarihlerde yılgınlığa düşüyor ya da hedeflerini küçültüyor. Kendinize her zamankinden daha fazla inanmalı ve hayalini kurduğunuz üniversiteye girmek için kalan sayılı zamanı hakkıyla değerlendirmelisiniz. Şimdi hiç vakit kaybetmeden istediğiniz üniversitenin bir afişini bulup, odanıza asın. Kendinizi her bitkin hissettiğiniz anda o kapıdan içeri girdiğiniz günün hayalini kurun.
« Önceki ::
